Koyumuzun kisa taarihi

1960 li yillarin basinda Elbistan Tapkiran koyunde Gelen Ibo Gök onculuyunde Ve Atmalikasanli, Hasanalili, Malatya ve Pazarciktan

Gelen halk ile kuruldu Yaklasik 500 hane olup 1000 geckin nufusa sayip

Köyün Gecim kaynagi Tarim ve hayvanciliga dayali olup .1980 Askeri fasit darbesinden butun diyer kurd koyleri gibi cok sitetli sekilde

nasip aldigindan yaklasik her ailede bir yada bir kac kisi avrupanin deyisik ulkelerindedir

Minehuyuk Koyu Halki 100/90 Alevi inancina mesup olmasina Rahmen Cem evi yokken cami yaptirilmis ((1980 darbesinden sonra))

(( Koyumuz uc isimle anilir )) Gavurgolu isminde gol oldugunda (( Gavurgolu )) Minehuyuk diye bir huyuk oldugunda ((Minehuyuk)) Gecekondu

edildiyinde de ((Gecekondu)) isimleriyle bilinir Resmi Ismi MINEHUYUKTUR ???

Koyun sinirlari hala tespit edilmemis resmi olarak

Koyun Tarim alani kisin gol olup yaz aylarina dogru su cekilince ekile biliyor Cesitli sebeplerden dolayida pek ekilmiyor

Kahramanmaras iline 36 km, Türkoglu ilcesine 12 km Gaziantepede 70 Km, uzaklikta

ILk Muhtar 1970 – Ibrahim Yüksel
1973 – Dervis Tapkiranli
1977 – Mehmet Kinik
1982 – Ali Gok
1984 – Ali Gok
1989 – Ibrahim Yüksel
1994 – Imam Arslan
1989 – Ibrahim Yüksel
1999 – Imam Arslan
2004 den Belide Hidir Ciftci Muhtardir

Haydar Iskala

AMIGRA`nin RÖPORTAJI
—————————-

1-Haydar Isik’i kendi dilinden taniyabilir miyiz?

Haydar Isik; kendisini sömürgeci dille anlatmaya mecbur birakilan, tertele yili denilen 1937’de dogan, pek çok Dersimlinin öldürülüp daragacina çekildigi, insanlarin asker görünce tavsan gibi girecek delik aradigi çocukluguna; korku, açlik, sefalet, hastaliklarin egemen oldugu, belki de annesinin sicakligiyla tesadüfen hayatta kalan, yedi yasinda “Türküm, dogruyum …” temrinleriyle köklerinden kopartilmak istenen, zaman içerisinde kendisini ve halkini taniyan, ilkokulu Dersim-Nazimiye’de, sonra yeniçeri ocagi Akçadag Köyenstitüsü’nü bitirip Kürtlere güzel Türkçe’yi ve Türkün asil yüceligini kavratmak için, Mus ve Dersim köylerinde ilkokul ögretmenligine tayin edilen biridir. Sonra Egitim Enstitüsünü bitirip Nazimiye ve degisik yerlerde ortaokul ögretmenligi yapti. Izmir Eczacilik Yüksek Okulunu bitirdi. Ekim 1974’ten beri bila niza, bila fasila Almanya’da yasiyor. Burada göçmen çocuklarina Türkçe dersleri verdi. 1982 yilinda vatandasliktan atilan ve malina el konup satilan Haydar Isik simdi emeklidir.

Haydar Isik, halkinin acisini sömürgeci dil ile anlatmakta, geç baslamasina ragmen epeyce roman, hikaye ve makale yazdi. Türkçe günlük gazeteye, dergilere, internet portallarina, bir Yahudi internet magazine Almanca makaleler yazdi ve yazmaktadir. 1978’den beri göremedigi ülkesinin özlemiyle dolu oldugu söylenebilir. Yazar, demokrat, anti fasist, sol görüslü, ama Türk solundan kesinlikle farkli düsünen biridir.

Kürt Pen kurucusu ve baskanligi yapti. Bavyera Yazarlar Sendikasina ve Ögretmenler sendikasina üyedir.

2-Kürt Tarih Romanciligi üzerine bir cok eserinizin oldugunu biliyoruz. Yazili metinlerinin az ya da yok edilmis oldugu bir halkin tarih romanciligini-yazarligini yapmanin zorluklari nelerdir?

Varligi inkar edilen bir halkin, tarihle bagi koparilir. Halki boslukta birakmak için tarihi eserleri yok edilir. Eger gönüllüyse mutlu bir Türk yapilir. Eger içinde halkina ait bir öz varsa, o takdirde arayis içinde olur. Üstelik tüm baskilara ve dezenformasyonlara ragmen bu arayis sürer. Bende de böyle oldu. Kemalist okullarda hep Türkün dört kitadaki nal sesleri anlatilirdi. Bu resimde Kürt yoktu, olsa olsa, „Kürt teali Cemiyeti“ adinda zararli bir örgüt kurduklarindan Türklüge ihanet ettikleri yazilidir. Velhasil, « kendisine Kürt diyenin yüzüne tükürülmelidir » derken devlet adami, ben deger eksikliginden bunalim geçiriyordum. Gençligimde çok pek çok okudum. Fransiz ve Rus klasikleriyle ufkumu genislettim. Bana okumam için verilen Türk yazarlarin kitaplari veya ulasabildiklerim tamamen tek tarafli ve Türk gözlüklüydü.

Sultan Selahaddin Eyyubi; Büyük Türk Sultanidir, diye yaziyordu kitaplar. Sözlü olarak Kürt oldugunu duymustum, ancak ben Avrupa’da Kürtlerin orijinini arastirma olanagina kavusabildim. Bir kitap yazmak için pek çok kitap okumak gerekir.

« Serkoy’dan Sultan Selahaddin Eyyubi ‘ye »

kitabini uzun bir arastirma sonucu yazdim. Time Dergisinin geçen milenyumun en büyük ve soylu devlet adami olarak lanse ettigi Sultan Selahaddin, tarihin en büyük Kürdüdür. Bu sahsiyeti yogun bir edebiyatla halkima kazandirdigima seviniyorum. Türkiye, bizim tarihle bagimizi kestiginden, ya da yanlislarla doldurdugundan, hep resmi tarih ile karsi karsiya kaldik. Kaynak bulma olanagi yoktu. Selahaddin’i Türk yapan bir zihniyet, ayni zamanda Hitler’i demokrat yapar. At izinin it izine karistigi böylesi ortamda kaynaga ulasmak zordur. Kürtçe’yi duldada konusmak zorunda birakilmis bir halkin bireyi, istese de kaynak bulamazdi.

Avrupa’da Kürtler üzerine yazilan pek çok eserle karsilastim. Kürtleri öven, mazlum ve magdur gösterenden, haydut gösterene kadar kitap okudum. Gerek Sultan Selahaddin, gerekse Abdal Han gibi Kürt büyüklerini, Almanlarin belki de Kürt yüzü görmemis raflarinda indirip inceledim ve yazdim.

3-Kürt okuyucularin tarih romanciligina yaklasimlarini nasil degerlendirirsiniz?

Kürdün okuyucusu var mi? Bana göre, sömürge halkin okuru zaten az olur. Kürtler ise, köylülükten, feodal iliskilerden daha kopamadiklarindan, ulusal bilinç az oldugundan ve belli bir burjuvazisi olmadigindan, çok sinirli bir okur kitlesi var. Kürtler, bir çok melekeleri zorla alindigindan, çogunlukla görsel algilamayla kaliyorlar. Eh bu da yetmemektedir. Öbür yandan benim ülke ile bagimin olamamasi, okuma ve kültür günlerine katilamamam, kitaplarimin yayinlandigi yayinevinin maddi sorunlari, Kürt tendensli temalara Türk yazarlarin gizli veya açik ambargosu, maalesef kitaplarimin Kürtler arasinda taninmasina yardim etmemektedir. Buna bir de „beyaz adam hayranligi“ katmak gerekir. Ben iyi biliyorum ki, farkli bir edebiyat anlayisiyla insan tiplemelerini, sahnelerin canliligini, mesaj, anlatim, kurguda basariliyim. Bunu Almanca’ya çevrilen kitaplarimin elestirmenleri söylemektedirler. Lirik bir dille anlattigim bu romanlarin Kürdistan’da on binlerce okuru olmaliydi. Tüm olumsuzluklara ragmen, belli bir okuyucu kitlesine ulasmam bile kazançtir. Ama benim yazdigim kitaplar gelecek kusaklarin elinden düsmeyecek kitaplardir. Bir gün Kürtler söyle ya da böyle otonom olduklarinda ve düsündüklerinde, kitaplarim onlara soyuna ait tarihi bilgileri ulastiracaktir. Iste üzüntü veren yan, Kürtlerin beyaz adam hayranligina kapilmalari ve kendi insanina gereken degeri vermemeleridir. Bir Türk öksürünce sayfalar yazan Kürtler, kendi soydasi için bu hassasiyeti göstermiyorlar. Sömürgeci kisilik sekillenmesinden kaynaklaniyor.

4-Kitaplariniz ayni zamanda diger dillere de cevriliyor.Cevirilere olan ilgiler nasil?

Bu konuda sunu söyleyebilirm. Almanca’ya çevrilen kitaplarim üzerine yazilan rezensiyonlar bir kitapçik olabilir. Kitap elestirisinde hep begendiklerini, lirik dil, aci olaylari fevkalade doga betimlemeleri içinde verme, iyi edebiyat vs, vs. Hatta politik olarak yer bulamadigim Bavyera’da Dersimli Memik Aga kitabimin tercümesi, Kürltür Bakanligi tarafindan, okullarina lise ve ortaokul kütüphaneleri ve ögretmenlerine tavsiye edildi.

5-Kürdistan cografyasindaki terteleler yok edilmis belgelere ragmen önümüze eserleriniz ile birer belge seklinde düsüyor. Dersim tertelesi adli kitabinizi acmak istiyorum, Terteleyi anlatmak nasil bir duygu?

Terteleyi anlatmak, bende iki duyguya neden oluyor. Önce çok acili ve acikli bu otantik olaylari anlatirken, kis aylarinda kadinlarin aglamasi, o acili, korkulu günlere götürüyor. Üzülmeme neden oluyor. Sadece Kürt olduklari ve öyle kalmak istedikleri için bunca insanin katledilmesi, tepkime neden olsa da objektifligimden, yazar dürüstlügünden ayrilmak istemiyorum. Kitap bitince ve elime geçince, o zaman da süngülenen bebek ve gelinlerin kaderini yazdigim için, görev yapma mutlulugu duymaktayim. Katledilen kusagin haspelkader bir kurtulani olarak sorumluluk duyuyorum. Eserlerimde otantite var, fiktiv yani hayali yan azdir. Dersim 38 otantitesi ise, sadece aci üzerinedir. Böyle bir anlatim kolay olmasa gerek.

6-Eserlerinizden bazilari hakkinda kisa bilgiler verebilir misiniz. Dersim Tertelesi-Dersimli Memik Aga-Safagi beklemeyecegiz ve belirtmek istediginiz digerleri?(Not:Burayi acarsaniz actiginiz konularla baglantili olarak ikinci sorularimi yollama taraftariyim-Cevrilenler, Egitim sistemi icin önerilen kitaplar?)

Dersimli Memik Aga, çocuklugumun geçtigi mekanda, ismi degistirilmis bir aganin ailesiyle soykirimini anlatir. Olay otantik olup çok az fiktiv yani var. Devletle isbirligi içinde oldugu halde, ne kendi kafasini, ne de onlarca aile ferdini, çoluk çocuk, hatta bebek ve hamile kadinlari kurtarabilir.

Dersim Tertelesi ise, devlete milislik yaptigindan çavus olmus, birinin ne kendisini, ne de asiretini kurtaramadigini anlatiyor. Kürtlerin tarih bilinci ve hafizalari zayif oldugundan bu eserlerle, kendisine yabanci düsen, nekadar devlete hizmet etse de, bir gün kendisini bile kurtaramayacaginin mesajini veriyor. Kutsal Duzgin Dagi etekleri insan kemikleri ile doluydu. Bunlari bizzat gördüm. Ayrica, bu katliamdan yarali kurtulan birini de tanidim. Dersim ile ilgili yazdigim romanlar, Picasso’nun Guernica’yi meshur boga resmiyle, bir katliamin paradigmasini simgelestirmesine benzetilebilinir.

Katliamin yapildigi bu cografyada Ermeni komsularimizi unutmak bir çesit ihanet olurdu. Onlarin kaderini, soykirimi (buna sözde diyorlar) anlatan bir kitabi Türkçe’ye çevirdim.

Ayrica Kürtler üzerine bazi tarihi kitaplari Türkçe’ye çevirdim. Baska romanlar ve bir öykü kitabi yazdim. Tüm bu eserlerim www.haydar-isik.com sayfasinda görülebilir.

“Serkoy’dan Sultan Selahaddin Eyyubi’ye” çok begendigim bir tarihi romandir. Kafkasyadan Arap çöllerine göçen bir Kürt asiretinin yükselisini anlatir. Serkoy ve yegeni Selahaddin Yusuf’un Avrupa’nin çapulcu haçlilarina karsi mücadelesini verir. Bugünkü gibi parçalanmis Önasyada birlik kurup basari kazanan, Yemen’den Misir’a ve Kürdistan’a uzanan büyük hanedanligin baslangiç yillarini tarihe bagli kalarak kronolojik anlatiyor. Kürt silahsörlerin çöl maceralarini, sevgilerini, güzellikleri ve her zamanki ihaneti naklediyor. Aslinda bu kitap, her Kürdün kitapligina girebilmelidir.

7-“Safagi Beklemeyecegiz” adli kitabiniz dolayisiyla yargilandiniz.Bu süreci acabilir misiniz?

Safagi Beklemeyecegiz ani roman ise, bana ulastirilan bes gerila gülügünü birlestirip bir kahramanin sahsinda kesintisiz giden anlatimla, zor doga kosullarini, yigitligi, mertligi, ihaneti, genç insanin devrilmeyen durusunu bayraklastiranlarin öyküsüdür. Günlükleri okudugum zaman, çok etkilendim. Bir avuç gencin her türlü silah ve güçlü orduya karsi direnmelerini ve hakliliktan yola çikan bu insanlarin kahramanliklarini anlatiyor kitap.

Bu kitap Alman savcisi tarafindan Almanca’ya tercüme ettirildi. Bana bir suç isnat edemediler. Sonunda uzun ugrasidan sonra serbest birakildi. Kaliforniya’da bir Kürt lokantasina gitmistim. Mutfakta çalisan bir genç, adimi duymus, elinde bu kitapla beraber gelip, “Amca kitabinizi hem okuyorum, hem de agliyorum.” demisti.

Yine fiktiv bir kurgudan hareketle otantik olaylari anlatan SON SIGINMA adli bir romanim var. Bu roman Dersim’deki baskilardan yola çikardigim kahramanin Avrupa hayatini ve daga dönüsünü anlatir. Bu kitap da geçen sene Alman Içisleri Bakani tarafinda toplattirildi. Mahkeme sürmektedir.

8-Eserlerinizde cogu tarih roman yazarina karsin objektif tutumunuz göze carpiyor.Bunu “Son siginma” adli eserinizde kahramanligi ve hainlikleri yan yana görerek incelememiz mümkün.Objektif tarih yazarligini nasil aciklayabiliriz.?

Ben kendimi bir tarihçi olmaktan çok, tarihi bazi olaylari edebiyat anlaisiyla anlatmaya çalisan yazar görüyorum. Tabii bir tarihçi kadar bu olayi incelemek, irdelemek zorunda kaliyor insan. Sömürgeci romanlarda çok gördügüm, roman kahramani, tek basina Çin’i, Avrupa’yi zaptediyor. Bir oturusta tek basina bir hindi veya koyun yiyor, kilici gavuru ikiye bölüyor gibi yalanlardan kaçiniyorum. Kürdün iyisi de ihanetçisi de var. Kendilerine gereken yeri veriyorum. Kahramanin zayifliklari var, onu da veriyorum. Yani objektif kalmakla yazdigim romana agirlik katiyorum. Bunu Avrupalilar elestirilerinde yaziyorlar. Agit-prop anlatim yüzeysellik, zayiflik verir. Bundan siddetle kaçiniyorum. Kürtleri acimasiz elestiriyorum. Aldigim egitim sistemi, beni sisteme entegre etmeye yönelikti. Ben kendimi Avrupalilara tepeden tirnaga, her türlü uygar davranis, zamana uyum vs de, Kürtlügüm hariç, uyarladim. Tarihi romanlar burada çok satan kitaplardir, bunlari okudum. Yazdiklarim eserlerde Avrupai anlayis egemendir. Bu edebiyatimda da görülür. Otantik tarihi olaylari Kürtlerin hatri için, Kemalist yazarlar benzeri degistiremezdim. Sanirim, eserlerimin objektivitesi, onlarin degerini arttiriyor.

(Not:Bu tc deki tarih yazarlarinin cok ötesinde bir nokta, yani egitim sistemimizde dahi hep kazanilan savaslar ögretilir, tarafli bir tarih yazarligi mevcuttur. Bu sebeple acmak istedim)

9-Son kitabiniz “Bitlis Bey’i Abdal Han’a Gönderilen Kanli Ekmek” adli kitabiniz okuyucular ile bulustu.Tarihi bir roman özelligini tasiyan eserinizin baslangic fikrini-gelisimini anlatabilir misiniz?

Ben 1989 tarihinde Evliya Çelebi Seyahanamesinde Bitlis ve Halki adli bir tercüme yapmistim. Alan Yayinlari çikarmisti bu kitapçigi. Orada 17. yüzyilda Bitlis’in fevkalade zengin bir eyalet oldugu yazilidir. Evliya Çelebi, Bitlis zenginliklerini, Osmanli Pasasinin savasini ve yagmalarini anlatiyor. Ben Evliya’nin eski Türkçe kitabina Bavyara Sehir Kitapliginda ulastim. Bir sayfasi da Ingilizce yazilan bu kitaptan Abdal Han romani çikti.

10-Abdal Han kimdir?

Abdal Han, yasadigi devrin en büyük devlet adamidir. Sair ruhlu, kadini seven, divan sahibi yazardir, sarayindaki çalgi aletlerini maharetle kullanan, hali dokumasini bilen, üstelik sarayinin mimar ve mühendisidir. Han, ayrica Yunan filozoflarini, iyi inceleyen, Hayyam ve Hafiz Fuzuli ve diger sairleri çok iyi taniyan, ava, sohbete deger veren bir egemendir. Han, ayni zamanda insan anatomisini çok iyi bilen biridir. Kirik, çikik tedavi etmeden, gözlerden awa res almaya kadar tababette ileri biridir. Kur’an tefsirinde ustadir. IV.Murat Bagdat seferine çikarken Bitlis’te genç Han’a konuk olur. Orada Han’in ok atmadaki ustaligini gören Sultan saskina döner.

Böylesi büyük devlet adami olan Han’i anlatmak bir zevktir. Han, iki dünyada da kimseye egecek basi olmadigini vurgulayan, güçlü Osmanli ordusuna karsi cesurca savasan yigit bir Kürttür.

11-Kitabinizda Evliya Celebi’nin yazdiklarindan yola ciktiginizi biliyoruz.Bir cok tarihcinin evliya celebi üzerine celiskileri bulunmakta. Objektif bilgiye nasil ulastiniz?

Evliya Çelebi, bazi abartmalari, eksiklikleri, bindigi arabanin türküsünü çalmakla ünlü biri oldugu bilinmektedir. Melek Ahmed pasa’nin casusu oldugu bilinir. Ancak bu çagi ondan daha iyi anlatan bir ikinci kisi yoktur. Durum böyle olunca, onun anlatimlari deger kazaniyor. Hicaz’dan Hollanda’ya, Abhazya, Misir ve Kürdistan’a seyahat yapan bu zat, çagin sosyal, kültürel ve ekonomik kronistidir. Yer yer safliklarini anlatan Evliya, 17. Yüzyilin özellikle Bitlis Beyi Abdal Han’in son yillarinin tanigidir.

12-Son kitabiniz hakkin söylemek istedikleriniz..

Son kitabim „Bitlis Bey’i ABDAL HAN’a gönderilen Kanli Ekmek“ tir. Bu kitabi okuyan Kürt insani 350 yil önce nasil bir varliktan bugünkü yokluga düsüsü, o zamanki cahs asiretlerin bugün de cahsliklarini sürdürdüklerini, ihanetin Kürtlerin genlerine egemen oldugunu görecektir. Yeryüzünün en büyük halki, sömürgeci devletlerin baskilari altinda inlerken, ihanetçiler halkina düsman tarafa destek veriyor. Bu kitabi okuyan Osmanli Türk politikasinin nasil devamlilik gösterdigini görecektir. Bu kitabi okuyan, iyi bir edebiyat okuduguna inanacaktir.

13-Son kitabiniz ile Bitlis’in üc bucuk asir öncesine gidiyoruz. Uc bucuk asir önceki Bitlis’teki yasam bicimini hakkinda bilgiye ulasmaniz nasil oldu?Bugünle benzetmeler yaparak bir kaç örnek vermeniz mümkün mü?

Melek Ahmed Pasa, üç bin kisilik ordusuyla Bitlis’e vardiginda Han tarafindan satafatli sekilde karsilanir. Kendisine ve maiyetine verilen ziyafet, Evliya’nin bahsettigi yemekler oldukça ilginçtir. Bugün Bitlis tek çesit pilav bulamazken, Han mutfagindan 20 çesit pilav çiktigi biliniyor. Sonra Han; yemekleri Çin Martaban porslen tabak ve tepsilerde sunar. Altin ve gümüs yemek takimlari, Bitlis Beyi’nin Osmanli Padisahindan zengin oldugunu gösteriyor. IV. Murat, gerek Han hamaminin zarafeti, gerekse zenginligi, kitapligi, deri isletmeleri ve Bitlis’in cami medreseleri karsisinda saskinligini gizlememistir.

14-Amigra Kültür Sanat Dergisi okuyuculariniza iletmek istedikleriniz..

Önce ilgi duyup benimle röportaj yaptiginiz için tesekkür ederim. Derginiz araciligiyla kitaplarimin yeni okuyucu bulacagi inancindayim. Herseyden önemsisi, Kürt insaninin çagi yakalamasi için görselden ziyade çok okumasi gerekmektedir. Kitaplarim pek çok gencin ufkunu açacak içeriktedir. Genis bir okuyucu kitlesine ulasmasi beni mutlu kilar. Son olarak da derginiz araciligiyla, okurlarinizi ve okurlarimi selamlarim.

Devrimci Siirler

SARKISLA

Sarkisla’ya düsürmesin oy oy!
Halkin sevdigi kulunu
Gemerek’te çevirmisler
Deniz Gezmis’in yolunu.

Gece Elmali’da kalmis oy oy!
Hamamci Ali’yi sormus
Uzatmali itin biri
Yusuf’u gafletle vurmus.

Vay pasalarin ordusu vay vay!
Dünya sasti böyle ise
Ordu madalya göndermis
Yusuf’u vuran çavusa.

Olaydim olaydim oy oy!
Okur yazar olaydim
Deniz mahkemeye düsmüs
Avukati ben olaydim….

************************
NURHAK

Dört bir yana haber salsam,
Öldü desem Inan’imi
Daglar bana geri verin
Kadir’imi, Sinan’imi

Jandarma kursunu çaldi
Canimi, tenimden aldi
Nurhak’a abide kaldi
Daglar aldi selamimi

Nurhak sana günes dogmaz
Uçan kuslar yuva kurmaz
Dökülen kan yerde kalmaz
Soracagiz hesabini

Böyle kalir sanma devran
Yola devam eder kervan
Öldü Sinan, dogdu Taylan
Omuzladi silahini

************************

6 MAYIS 3 DARAGACI

O gün erken dogdu kipkizil günes
Alti mayis günü üç daragaci
Daglarin basinda tutustu ates
Alti mayis günü üç daragaci

Toplandi katiller okundu ferman
Dalgalandi Deniz, kükredi Arslan
Çoktan bu ölüme hazirdi Inan
Alti mayis günü üç daragaci

Çorak topraklarda tohum saçtilar
Ne korktular ne kavgadan kaçtilar
Gülerek ölüme kucak açtilar
Alti mayis günü üç daragaci

Son bir defa haykirdilar dünyaya
Devam edin devam edin kavgaya
Cellat tekmeyle vurdu sehpaya
Alti mayis günü üç daragaci

Zamaniyim kirilacak bu çarklar
Zulüm yok olacak kurtulur halklar
Asirlar geçsede anilacaklar
Alti mayis günü üç daragaci

ZAMANI

************************
KANA KAN GEREKTIR UMUT

Bir seher vaktinde yola çikalim
Od verip konaklari yikalim
Münkir düzenini kökten yikalim
Kana kan gerektir umut kandadir.

Taylan yumrugunu siksinda gelsin
Battal silahini kapsinda gelsin
Kuseyri bayragi alsinda gelsin
Kana kan gerektir umut kandadir

Açip gögsümüzü kalkan edelim
Çekip silahlari alkan edelim
O al bayraklari yelken edelim
Kana kan gerektir umut kandadir

Cantekin der gari bitsin çilemiz
Aksin çoskun sularimiz selimiz
Ergeç alinacak bizim öcümüz
Kana kan gerektir umut kandadir.

*************************

TÜRKIYE ISÇI SINIFINA SELAM

Türkiye isçi sinifina selam,
Selam yaratana
Tohumlarin tohumuna, serpilip gelisene selam!
Bütün yemisler dallarinizdadir!
Beklenen günler, güzel günler ellerinizdedir,
Hakli günler, büyük günler,
Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatilmayan
Ekmek, gül ve hürriyet günleri,

Türkiye isçi sinifina selam!
Meydanlarda hasretimizi haykiranlara,
Topraga, kitaba, ise hasretligimizi,
Hasretimizi, ayyildiz esir bayragimiza,
Düsmani yenecek isçi sinifimiza selam!
Paranin padisahligini, Karanligin yobazin
Ve yabancinin roketini yenecek isçi sinifina selam

Türkiye isçi sinifina selam! Selam yaratana.

***********************************
YETMISBIR SICAGINDA

Yetmisbir sicaginda, canim Nurhak daginda
Üç gerilla vurulmus son Mayis sabahinda
Mayis’in kanli günü Haziran’a dönüyor
Dagda isyan atesi alev alev yaniyor

Omzumuzda mavzerler daglarda adim adim
Maltepe’de çarpisiyor yigit iki Adalim
Adalilar türkü söyler susar fasist namlular
Cevahir’im de vurulmus çarpisin gerillalar

Ölüm geldi dayandi savasan yigitlere
Mahir’im yaralandi son bir kez bakti Cevahire
Adalinin türküsü düsmeyecek dillerden
Geliyor Adalilar sarp yamaçli yollardan

*************************
ULAS

Hele Ulas’a Ulas’a
Ulas benzerdi günese
Ulas gardas can veriyor
Yüregim düstü atese.

Ulas’in elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer,
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler

Tohumlar düstü topraga
Dokundu yesil yapraga
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan topraga.
*************************

UNUTMA BIZI

Hayin tuzaklarda kan uykularda
Vurulduk ey halkim unutma bizi!
Iskenceler için tahta çarmiha
Gerildik ey halkim unutma bizi!

Zulüm sigmaz iken köye sehire
Bize mezar oldu kan Kizildere
Yavuklu yerine çiplak mavzere
Sarildik ey halkim unutma bizi!

Her seher vaktinde tan atisinda
Kizil güller açti daglar basinda
Fasist namlularin her kursununda
Dirildik ey halkim unutma bizi!

***********************
HEPIMIZ BIRER MAHIRIZ

Birde çoguz çokda biriz
Ne evveliz ne ahiriz
Hepimiz birer Mahir’iz
Canimiza can isteriz

Eniste emmi dayimiz
Artar eksilmez sayimiz
Gülsün diye Hüdayimiz
Canimiza can isteriz

Köyün evleri tezekten
Cellatlar çiksin tuzaktan
Kursun sikar Alp uzaktan
Canimiza can isteriz

Kursun sigmaz kemerime
Kan damliyor cigerime
Dokunmayin Ömerime
Canimiza can isteriz

Yasla dolu dagim tasim
Devrim yolundadir basim
Vuruldu Kazim yoldasim
Canimiza can isteriz

Kizildere doymaz kana
Kan yarasir mert olana
Fasistler kiydi Cihanima
Canimiza can isteriz

Her biri birer arslandi
Kursunlar cana dayandi
Nihatim kana boyandi
Canimiza can isteriz

********************
KAN AKIYOR KIZILDERE

Demiri toz ederler loy
Kan serperler gökyüzüne
Seviyi yoz ederler loy
Kül ederler kör gözüne

Benim sevdam muratsiz loy
Ölüm düsmüs ellerime
Tomson bile kar etmiyor
Su susmayan dillerime

Sevdik sevdik severiz loy
Orak çekiç döveriz loy
Ana avrat söveriz loy
Mali cana böleriz

Bu pusuyu biz kurduk loy
Ölüm ördük fabrikada Nurhaklarda
Namusa hesap sorduk loy
Kan akiyor Kizildere

Ne aglarsin behey kardas
Günes gebe bu yerlere
Dagda safak agarsinda
Yürüyelim su kentlere.

************************

KIZILDERE

Oy dere Kizildere
Böyle akisin nere
Bizde halmi biraktin
Sana can vere vere

Dere bizim deremiz
Suyu alin terimiz
Söyle nedendir dere
Vurulur geçlerimiz

Dere böyle durulmaz
Gence kursun vurulmaz
Sanma zalim olandan
Birgün hesap sorulmaz.

*************************
GERILLALAR

Hem partizan hem kumandan
Dogan günde MAHIR ÇAYAN
Kizildere duman duman
Yanar devrim diye diye
Gerillalar vurdu daga
Dag yarildi boydan boya
Fasist cellat girdi köye
Dayan ILKER AKMAN dayan
Gökte uçan fasist kazlar
Beylerderesini izler
Nisan nisan hedef gözler
Dayan ZIYA GÜNES dayan
Malatya’dan kalkan ordu
Beylerderesi’ne kondu
Kuru dere kana kandi
Dayan HASAN BASRI dayan
Evin önü bahçe baglar
Arkasinda sira daglar
Gerillalar fitil baglar
Dayan YÜKSEL ERIS dayan

****************************

18 MAYISI UNUTMAM

Selam olsun apaydinlik günlere
Kazma ile kürekle yürüyenlere
Selam olsun halk için ölenlere
Silah elde topraga düsenlere bin selam

18 Mayisi unutmam
Unutmam 18 Mayisi
Isçinin köylünün kurtulus ordusu
Devrimci erleri
Ölümlerle yeniden dogar
Ölmeyen devrimci erleri

Bir vücut, bir yumruk ve bir bas
Bagimsizliga kadar savas
Önderimiz Ibrahim yoldas
Korkmayan devrimci erleri

Unutmam 18 Mayisi, 18 Mayisi unutmam
Ali Haydar yildizimizi vuranlar
Korkutamazlar bizi
Vuruldukça artirdik hizi
Durmayan devrimci erleri
18 Mayisi unutmam, unutmam 18 Mayisi

Bagimsizlik gelene dek
Ellerden düsmeyecek tüfek
Ibo, Haydar, Muharrem çiçek
Solmayan devrimci erleri

*************************
DAGDAN GELEN ÖLÜ BIZIM

Tokat Niksar ellerinde,

Köyden gelen ölü bizim
Silahi ellerinde

Dagdan gelen ölü bizim

Ömer Ayna, Mahir Çayan
Kan içinde Kazim Sinan
Uyan artik köylüm uyan
Köyden gelen ölü bizim

Cihan Tekin, Nihat Yilmaz
Kardas düzen böyle kalmaz
Ölmeyince yurt kurtulmaz,
Ölmeyince devrim olmaz
Dagdan gelen ölü bizim

Kizildere, Kizildere
Açtigin kapanmaz yara
Öküzlere vura vura
Dagdan gelen ölü bizim

Isçi köylü yürü haktan
Devrimin ordusu halktan
Düsman ölüsü uzaktan
Dagdan gelen ölü bizim

Çuhan yoktur geydin aba
Ölüyü tasir araba
Isçi köylü irgat baba
Köyden gelen ölü bizim

Iki Ingiliz bir Kanada
Onlar yandi orada
Sah Turnayim dünya sana
Dagdan gelen ölü bizim.

Türkce Kitablar

Kitabin Adi Yazar Yayinevi
Kürt Kültür Tarihi Tori Berfin
Kürtlerin Ortacag ve Yenicag Tarihi Tori Berfin
Kürdistan Tarihi Ethem Xemgin Doz
Kürdistan Tarihi M.S. Lazarev Avesta
Mervani Kürtleri Tarihi M.E. Bozarslan Komkar
Mehabad Kürt Cumhuriyeti 1946 M.E. Bozarslan Komkar
Ürdün Kürtleri M. Ali es- Sivereke Avesta
Anadolu Kültüründe Kürt Etkisi Tori Berfin
Kürtler David McDowall Avesta
XIX. Yüzyilda Kürdistan Üzerinde Mü. Halfin Komal
Cizira Botanli Bedirhaniler Malmisanij Avesta
Kürt Teavün ve Terakki Cemiyet ve G. Malmisanij Avesta
Kürtlerin Maddi Kültürü T.F. Aristova Avesta
Kürt Aydinlamasi Celile Celil Avesta
Kürt Talebe-Hevi Cemiyeti Malmisanij Avesta
Kürdün Maksus Talih’i Osman Aytar Medya Gün.
Kürdistan’in Demografisi Osman Aydin Apec
Kürdistan Ulusal Sorunu Mahmut Kilic
Harabeler Volney Doz
Türkler ile Kürtler Cahit Tanyol Gendas
Kürt Ulusal Hareketi Chris Kutschera avesta
Sevr-Lozan Ücgeninde Kürdistan Hasan Yildiz Doz
Kürtler Ali Riza Seyh Atar Anka
Dünden Bügüne Kürtler Mentesasvili Evrensel
Kürt Davasi ve Hoybun Sureyya Bedirhan Med
Osmanli Arsiv Belgelerinde Kürtler Sinan Hakan Doz
Bunca Bilgiden sonra ne Bagislamasi Jonathan Randal Avesta
Kürdistan’dan Gecen Yol A.M. Hamilton Avesta
Kürdistanda’da T. Örgütlenmenin Ilk. Fredrik Barth Avesta
Kürtlerde Tarih Tarihte Kadin Kemal Mazhar A. Peri
1. Dünya Savasinda Kürditan Kemal Mazhar A. Doz
Agri eteklerindeki Ates Emin Karaca Alan
Irak Kürdistani ve Etkileri Z.Abidin Kizilyap. Doz
Devletlerarasi Sömürge Kürdistan Ismail Besikci Wesanen
Kürtler Hassan Arfa Avesta
Osmanli Kürt iliskileri ve Sömürgecilik M. Kalman Med
Kürt Sorununu Yeniden Düsünmek Mustafa Akyol Dogan
Kürtler Hüseyin Can Peri
Kürdoloji Biliminin 200 Yillik Gecmisi Rohat Komkar
Medya Kralligi George Rawlinson Doz
Cokkültürlülük ve Kürtler M. Sefik Beyaz Peri
Serif pasa Rohat alakom Avesta
1924 Beytüssebap Isyani Cemil Gündogan Komal
Harpagos’tan Günümüze Dek Kürtler Kazim Yesilgöz
Kürdistan Teali Cemiyeti Ismail Göldas Doz
Osmanli Rus ve Iran Savas’inda Kürtler Avyarow Sipan
Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi Sakir Epözdemir Peri
Kürt Osmanli Ittifaki ve Mevlana Idris-i Sakir Epözdemir Peri
Her Yönüyle Kürt Dosyasi Abdulhalük M. Cay Turan Kültür
Türkler ve Kürtler Suat Parlar Bagdat
Generallerin Mikrofonlu Erleri ve kürtler Bülent Gündüz Aram
Kürt Israil iliskilkeri ismet Siverekli Peri
Kürtlerle Dans M. Bayraktaroglu Marka
Türk Basininda Kürtler faik Bulut Evrensel
Kürdoloji Belgeleri 2 Mehmet Bayrak Özge
Kürdistan’da Bir Gece J. Richard Bloch Avesta
Eski Istanbul Kürtleri Rohat Alakom Avesta
Erbakan’in Kürtleri Fehmi Calmuk Metis
Kürtlerin Külrürel ve Dilsel Haklari Kerim Yildiz Belge
Kürd ve KürdistAN Ünlüleri M.Emin Zeki Bey Özge
Kürt Sorunu ve Demokratik Cözüm Mehmet Bayrak Özge
Kürt Yazilari Vedat Türkali Gendas
Kürt daglarinda Karl May Yurt
Kürtlerin Yakincag Tarihi Tori Doz
Cia Kürtleri Tuncay Özkan alfa
Kendekol Katliami Bülent Celik Doz
Diaspora Kürtleri Hejare Samil Peri
Cagdas Kürdistan Tarihi Lucien Rambout Dilan
Kürt Sorunu ve Bir Cözüm Önerisi Tarik Ziya Ekinci Küyerel
Kürtler Sehmus Güzel apec
Kürt Tarihi ve Uygarligi Cemsid Bender Kaynak
Birlikte Oldugumuz Halklar Tori koral
Devletsiz ulusun Kadinlari Shahrzad Mojab Avesta
Kurdistan’da ölüm Hücreleri Abdulmecit Dogan Berfin
Barzan’dan Bagdat’a Kürtler Ekrem Sunar Doz
Kanli Mahabad’dan Aras’in Kiyilarina Necefkuli Pisyan avesta
Kürtler ve Kürdistan V. Minorsky Doz
1925 Kürt Ulus Hareketi Osman Aydin Doz
Kürtler Arsak Poladyan Öz-Ge
Kürt Sorunu Altan Tan Avesta
Iskandinav Modeli Serefhan Ciziri Peri
Kürdistan’da Milliyetcilik ve Dil Amir Hassanpour Avesta
Kürt Milliyetciliginnin Kökenleri Abbas Vali Avesta
Ates Altindaki Kürdistan Sheri Laizer Koral
Kürdistan Kemal Mazhar A. Berhem
B. Eski Seyyahlarin Gözüyle Kürtler Ismet Serif Vanli avesta
Kürt Kadini Mehmet Bayrak Özge
Dersim Direnisleri M. Kalman nüjen
Dersim Nuri Dersimi Doz
Azinliklar Önder Kaya Yeditepe
Diyarbakir’da Iskence Serafettin Kaya evra
Kürd’ün El Kitabi Musa Aydin Berfin
Allahin Kizlari henry harald H. Avesta
Bir Onur Kavgasi Hasip Kaplan Belge
Agri Dagini Tasimak Selahattin Celik Zambon
A. Kürtler ve Kürdistan Semseddin Sam deng
Kukla Devlet Fikret Akfirat Kaynak
Kürt Sorunu Nizamettin Aric… Belge
Kan uykusu serdar Akinan KaraKutu
Dersim’in Delileri 1 Nurettin Aslan Tohum
Kürtler Seytan Soyundanmi Mehmet altan Hemen
Kürtler Naci Kutlay Peri
devlet Söyleminde Kürt Sorunu Mesut Yegen Iletisim
Türkiyenin etnik Yapisi Ali Tayyar Önder fark
Biz ve Onlar sengün Kilic Metis
Türkiyenin Kürt Sorunu Rusen cakir Metis
Semdinli’de siniri asmak Erdal sari Zeybek Ümit
Yitik Köyler Zülküf Kisanak Belge
Batinin Yeni Dogu Seferi Hayri Argan Peri
Horasan Kimin Yurdu Faik Bulut Berfin
Kürdistan’da Gümüs Islemciligi Rudolf Berliner avesta
Kürtlerde Sanat Nergiza Tori Koral
Irak’ta Soykirim Middle East Watch avesta
Ölüm Lobisi K. Timmermann Avesta
Kürt-kav Yilmaz Camlibel Deng
Kervan Yürüyor Yilmaz Camlibel Deng
Bir Halki Savunmak Abdullah Öcalan Cetin
Demoktarik Uygulama Abdullah Öcalan Mezopotamya
Hangi PKK Fikret Bila Ümit
Baris Umudu Abdullah Öcalan Cetin
PKK Mahsum Safak Cetin
Koca Cinar Yasar Kaya afis
Abdullah Öcalan ne Olacak Tuncay Özkan Alfa
Abdullah Öclan ile Görüsme Dogu Perincek Kaynak
Leyla Leyla safiye Avesta
Günlük Notlar Ali Bedirxan Avesta
Kürt Sorunu Üzerine ali Bedirxan Avesta
Were Dotman Ali Bedirxan Avesta
Anilar Belgeler Kemal Burkay Roja nü
Musa Anter’li Yillar Yurda Kaya Belge
Barzani 1-2 Mesut Barzani Doz
Diyarbakir 5 Nolu Mehdi Zana Avesta
Niyazi Usta Rusen Arslan Doz
Selahaddin’in Mirasi Fahmy Hafez Avesta
Anilarim Musa Anter Avesta
Mezopotamya Sürgünlügü Ferzende Kaya Anka
Cim Karninda Nokta Rusen Arslan Doz
Anilarim Naci Kutlay Avesta
Bucaklar Osman sahin Kaynak
Tozkoparan Thorvald Steen Ithaki
Dicle Metin Aktas Doz
Ekmegi’de Yaktilar Munzur Cem Pencinar
Isyana Cagri Munzur Cem
Gülümse Ey Dersim(3 Cilt) Munzur Cem Deng
Ormanin Dili Munzur Cem
Dimdim Ordixane Celil Avesta
Dersim Fabllari-1 Daimi Cengiz Avesta
Folklor Defteri-1 Ibrahim Olcaytu Kalan
Bitmeyen Yolculuk Nejdet Buldan Pencere
Soronun Topraklari Naci Kutlay Firat
Yasak Ülkenin Günlügü Hasan Bildirici Yurt
Meleklerin Küllerinden Andrew Collins Avesta
Ulus ve Roman Hasim Ahmedzade Peri
Atmili Diz Gordik Diyap Gökduman Firat
Remo Sedat Yurtdas Civi
Savas’a Mektuplar Nejdat Buldan Pencere
Trene Bindir Roni Alasor Berfin
Ülkeye Dönüs Hasan Bildirici Melsa
Recete Nejdet Buldan Wesanen
Devlerin Dansi Mustafa Cay Kariyer
Nisanci Metin Aktas Doz
Solgun Romans Firat Ceweri Avesta
Dicle ve Firat’in Destani Ephrem-Isa Yousif Avesta
Babamin Tüfegi Hiner Saaleem Avesta
Siro’nun Atesi Mahmut Alinak berfin
Ona Zarfsiz Kuslar Gönderin Orhan Miroglu Agora
Kürt Kizi Zenge Cemsid Bender Berfin
Yabanci Zewal Dogan Peri
Abdal Han’a Gönderilen K. Ekmek Haydar Isik Peri
Ateste Yikanmak Mahmut Alinak Berfin
Kirik Dökük Duygular Günay Aslan Aram
Kürdistani Yahudilerin Halk Edebiyati Yona Sabar Doz
Kürdistanli Yahudiler A. Medyali Berhem
Yahudi Kürtler Esref Günaydin Karakutu
Halk Hikayeleri Orhan Güner Kalan
Newrozladik Safaklari Edip Polat Basak
Sesime Gel Mehmet Aktas Avesta
Kücük Pesmerge Selahattin Erdem Melsa
Xaltika Zeyno Medeni Ferho Doz
Sawk Seyit Alp Doz
Domino Yücel Kaya Güclü
Vahset ve Sessizlik Kanan Makiya Avesta
Gravürlerle Kürtler Mehmet Bayrak Özge
Azeri Müzigi Üzeyir Hacibekov avesta
Türk Edebiyatinda Kürtler Rohat Vejin
Ermeni Müzigi Sirvart Polatyan avesta
Kürt Müzigi Nezan avesta
Folklor Vladimir Propp avesta
Kürt Müzigi,Danslari ve sarkilari(2cilt) Mehmet Bayrak Özge
Folklore ma ra Cend numüney Malmisanij avesta
Strana kurda Anonim Bercem
Küllerinde Dogan dil ve Roman Mehmed Uzun Ithaki
Kader Kuyusu Mehmed Uzun Ithaki
Bir Dil yaratmak Mehmed Uzun Ithaki
Yitik Bir askin Gölgesinde Mehmed Uzun Ithaki
Ruhun Gökkusagi Mehmed Uzun Ithaki
Dengbejlerim Mehmed Uzun Ithaki
Zincirlenmis Zamanlar ve Z. Sözcükl. Mehmed Uzun Ithaki
Öcalanla Konusmalar Yasar Kaya K.D. Vakfi
Türk Solu ve Kürt Siyaseti Yasar Kaya K.D. Vakfi
(Yasar Kayanin Bütün serisi Bulunur)

Sosyalizim 2

SOSYALIZM

sosyalizme inananlar, üretim araçlari üzerindeki özel mülkiyetin kamu mülkiyetine geçmesi ile tüm sorunlarin çözümlenecegini iddia etmiyorlar. sosyalizm, ne seytanlari melege dönüstürecek, ne de cenneti yeryüzüne indirecektir. iddia edilen sey, sosyalizmin kapitalizmin büyük kötülüklerine çare bulacagi, sömürüyü, sefaleti, güvensizligi, savasi ortadan kaldiracagi ve insanlar için daha büyük bir refah ve mutlulugun kapilarini açacagidir.

sosyalizm, kapitalizmin yirtiklarinini yamanarak düzeltilmesi degildir. sosyalizm, devrimci bir degisme, toplumun büsbütün farkli bir çizgide yeniden kurulmasi demektir.

bireysel kar için bireysel çaba yerine, ortaklasa yarar için ortaklasa çaba olacaktir.

kumas, para kazanmak için degil, insanlara giysi saglamak için yapilacaktir, bütün öteki mallar da öyle.

kullanim için yapilacak planli üretimin, herkese, her zaman is saglayacagi bilinmesi ile, insnalarin içindeki ekonomik depresyon, issizlik, yoksulluk ve güvensizlik duygusu kaybolacak, bunun yerini besikten mezara kadar ekonomik güvenlik duygusu alacaktir.

kar pesinde kosanlarin, fazla mallarini satabilecek ve fazla sermayelerini yatirabilecek dis pazar avciligindan dogan emperyaslit savaslar son bulacaktir, çünkü artik ne fazla mal ne de fazla sermaye olacak, ne de gözünü kar hirsi bürmüs sermayeciler. gerçi ben “dis” kelimesine tamamen karsiyim zaten. dünyada ülkelerden degil de tek bir ülkeden bahsetmek gerktigine inaniyorum. tipki john lennon’un dedigi gibi:

Imagine there’s no heaven
It’s easy if you try
No hell below us
Above us only sky
Imagine all the people
Living for today
Imagine there’s no countries
It isn’t hard to do
Nothing to kill or die for
And no religion too
Imagine all the people
Living life in peace
You may say I’m a dreamer
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will be as one
Imagine no possessions
I wonder if you can
No need for greed or hunger
A brotherhood of man
Imagine all the people
Sharing all the world
You may say I’m a dreamer
But I’m not the only one
I hope someday you’ll join us
And the world will be as one

üretim araçlari özel ellerde olmadigi için toplum, artik isverenler ve isçiler diye siniflara bölünmeyecektir. bir insan baskasini sömürmeyecek, onun emeginden kar saglamayacktir.

kisacasi, ülke bir avuç insanin mali olmaktan çikacak ve bütün halkin mali olacaktir ve %100 halk tarafindan yönetilecektir.

simdiye kadar sosyalimzin ancak bir yanini, ülkenini halkin mali olusunu yani üretim araçlarinin kamunun mülkyietinde bulunmasini ele aldik. simdi tanimin ikinci ksmina gelelim; ülkenin yada üretim araçlarinin “halk yararina halk tarafindan yönetilmesi” kismina. bu nasil basarilacaktir.bu sorunun karsiligi, merkezi planlama iledir. üretim araçlarinin kamu mülkiyetinde olmasi, sosyalizmin nasil bir temel özelligi ise merkezi planlama da öyledir.

bütün ülke için merkezi planlamanin güç bir is oldugu besbelldir.(benim savundugum tüm dünyanin birlesmesi düsüncesine gelince ise, çok daha zor bir is oldugu görülecektir, ama okumaya devam edin). bu, o denli güç bir istir ki, kapitalist ülkelerdeki pek çok kimse-özellikle üretim araçlarini elelrinde bulunduranlar ve kapitalizmi mümkün olan düzenlerin en iyiysi sayanlar- bu merkezi planlamanini yürümeyeceginden çok emindirler. onlara göre, “bir avuç insan, bütün halkin faaliyetlerini basarili bir biçimde planlamak, yönetmek ve hizlandirmak için gerekli bilgiye, görüs gücüne ve kavrayisa sahip olamaz”.

pekala, merkezi planlama mümkün degil midir gerçekten? 1928 yilinda öyle birsey oldu ki, planlama sorunu bir tahmin isi olmaktan çikti ve ayagi yerde bir konu halini aldi. 1928 yilinda SSCB ilk 5 yillik planini yapti ve ardindan ikincisi ve üçüncüsü geldi, hem de basariyla tamamlandi. daha sonraki yillarda II.dünya savasi ve SSCB’nin yanlis politika izlemesi ve baska nedenlerden dolayi sovyet sosyalizmi pek basarili bir yol izleyemedi. ABD ile rekabete girmeye çalismasi, bütçenin yarisinin askeriyeye ve savunmaya harcanmasi, fabrikalarda eski teknolojilerin kullanilmaya devam edilmesi, tarima yeteri önem verilmemesi, agir sanayiye çok önem verilirken tüketim maddeleri sanayisine fazla önem verilmemesi, ve hepsinden önemlisi kendi kendine yetme politikasini izlemek istemesi sebebiyle Sovyet Sosyalizmi basarili olamadi ve 90larda yikildi. SSCB’nin yikilmasinda yukarida söyledigim faktörlerin hepsinin etkisi olmustur ama dedigim gibi en önemlisi kendi kendie yetme politikasini izlemesi olmustur. böylece kendini disariya kapamis, teknoloji ve bilgiyi içeriye transfer edememeis, gerekli hammaddeleri temin edememistir. benim her zamam dedigim gibi, sosyalizm ülke çapinda gerçeklestirilecek bir is degildir, gerçeklesse bile bu gerçekten çok zor olacaktir. ancak ABD gibi zengin topraklara sahip bir ülke tek basina Sosyalizme geçerse belki basarili olabilir. ama yine de dünya çapinda bir sosyalizm büyük insan kitlelerinin mutlulugunu getirecektir. kapitalizm nasil dünya çapinda bir sistemse ve “sözde basariliysa(sermaye sahiplerine göre)” sosyalizm de dünya çapinda gerçeklesirse basariya ulasilacaktir. küçük bir örnek vereyim. ben kendi meslegimden biliyorum, bugünlerde isletmelerde planlama isi üretim planlama birimlerince yapilir. eger bu isletme farkli yerlerde birkaç fabrikaya sahipse, planlama programi olarak ERP(Isletme Kayankalari Planlamasi) denen paket programlar kullanirlar. gerçekten de çok güzel isler bu programlar. bu planlama teknigi ile A fabrikasinin a,b ve c bölgesindeki uyum çok iyi saglanmakatadir ancak B,C,D…. fabrikalariyla uyum saglanmiyor, yani sonuçta yine verimsiz bir sistem var ortada.

simdi planlama isine tekrar dönelim. Sovyetlerin bu isi yaptigini söyledik, kalabalik bir ülkede 1928lerin teknolojisyile bu isi gerçeklestirdiler. peki bunu nasi yaptialr? öncelikle planin bir amaci olmalidir. kapitalist toplumda tüm tesebbüslerin amaci, sahiplerine yada ortaklarina maddi kar ve kazanç saglamaktir. sosyalizmde ise amaç tamamen farklidir. kar saglayacak ne mal sahibi, ne de ortak vardir. maddi kar ve kazanç düsüncesi diye birsey yoktur. hedef alinan tek amaç, uzun vadede, bütün toplumun azami refahi ve güvenligidir. tabi aslinda amaçtan daha önemli olan sey amaca ulasmanin yöntemidir. bilmek istedigimiz sey, istenilen hedefe ulasmak için ne gibi bir politikanin benimsenmesidir. bu is SSCB’de Devlet Planlama Teskilatinin (Gosplan) isidir. kimin, neyin, nerede ve nasil oldugu, yani hersey bu kurul tarafindan saptanir. ülkenin dogal kaynaklari nedir? ne kadar çalisabilir isçi vardir? ne türde kaç fabrika, maden ocagi, is yeri, çiftlik vardir ve bunlar nerelerdedir? geçen yilki üretimleri nedir. ek malzeme, hammadde ve isçi verilirse üretimleri ne olur? daha fazla demiryoluna ve limana ihtyiaç var midir? bunlar nerelerde yapilmalidir? eldeki olanaklar nelerdir? nelere gereksinme vardir? SSCB’nin genis topraklari üzerindeki her kurumdan ve her kurulustan, her fabrikadan, çiftilkten, okuldan, tiyatro ve sanat merkezlerinden v.s’den su sorulara yanitlar istenir. geçen yil ne yaptiniz, bu yil ne yapiyorsunuz, önümüzdeki yilki tahmininiz nedir? ne gibi yardima ihtiyacizni var, ve baska yüzlerce soru. bütün bu bilgiler, Gosplan’in bürolarina akar ve orada uzmanlarca toplanir, düzene sokulur, yogrulur. o zamanki haliyle, dünyanin en iyi donatilmis ve en genis daimi istatisiki arastirma merkezidir. simdi internet denen bir olay da var, network aglari var, verilerin akmasi ve planlama isi çok daha kolaylasacak, üstelik süper bilgisayarlarla ülkenin/dünyanin dört bir yanindan gelen veriler çok hizli sekilde islenebilir.

Planlama süreci kisaca söyledir;

*

Gosplan’a bilgi akar
*

taslak plan yapilir
*

bu plan hükümete sunulur
*

begenilirse onaylanir, begenilmezse öneriler yapilir ve Gosplan’a geri gönderilerek degistirmeler yapilir.
*

Daha sonra bu plan halka sunulur.(iste size gerçek demokrasi, plan halk tarafindan da onaylanmali, onaylanmazsa düzeltiliyor, giris bölümünde dedigim gibi, herkes internete sahip olursa, bu planin halk tarafindan onaylanmasi çok daha kolaylasir)
*

halk da önerilerini sunar ve plana son hali verilir
*

son olarak tekrar hükümete gider, begenilirse SSCB yüksek sovyetine gider ve uygulanmaya konur.

görüldügü gibi, eriselecek hedefin plani, tepeden inme degildir. planda isçiler ve köylüler de dahil tüm halkin da sesi yer alir.

bu arada sunu belirteyim ki, 1929 yilindaki ekonomik bunalimina çogu zaman bir dünya ekonomik bunalimi denir. üretim felce ugramasi ve onunla birlikte gelen issizlik ve halk kitlelerinin sefaleri, tek bir ülke disinda dünyanin her tarafina bulasici bir hastalik gibi yayildi. SSCB’nin sinirlarina dayandigi halde burda durmak zorunda kaldi. ruslar, sosyalist planli ekonominin ördügü setlerin arkasindan güvenlik içindeydiler. çünkü herseyi planlamislardi ve benim elestirdigim disa kapanmasi nedeniyle distan gelen bu etkiye karsi koymustu. gerçi disa açik olsaydi da fazla etklienmeyeceginden eminim.

Sosyalizmin hayatimizdaki etkisi ne olacaktir?

Sosyalizm, her seyi, en yetkin, en olgun hale getirmeyecektir. hemen bir cennet yaratmayacaktir. insanligin yüzyüze oldugu bütün sorunlari çözümlemeyecektir.

sosyalistler, sosyalizmin, sadece, insanligin belirli gelisme asamasindaki belirli sorunlari çözümleyecegini bilirler. bundan daha fazlasini iddia etmezler. ama bu kadarinin bile hayat düzenimizi genis ölçüde düzeltecegine inanirlar. ortaklasa sahip olunan üretici güçlerin bilinçli ve planli bir sekilde gelistirilmesiyle sosyalist toplum, kapitalist düzende ulasilabileceginden çok daha yüksek düzeyde bir üretime ulasacaktir. sosyalizm, kapitalist yetersizligi ve israfi ortadan kaldiracaktir, özellikle gereksiz depresyonlarda görülen para israfini, issiz adam israfini ve bos duran makine israfini. uluslararasi barisin kurulmasi yoluyla, kapitalist savaslardaki büyük insan kaybini da ortadan kaldirir. teknik gelismeyi hizlandirir ve kar saglamayi ilk ve en önemli amaç sayan kapitalizmin önüne çikardigi engellerden arinan sosyalist bilim, büyük atilimlar yapar. üretimdeki artis, mal miktarini çogalttikça, herkesin hayat düzeyinde bir yükselme olur.

kapitalizmin propagandacilari, bizi, sosyalizmin, özgürlüklerin sonu demek olduguna inandirmaya çalisirlar. oysa gerçek tam tersidir. sosyalizm, özgürlügün baslangicidir. sosyalizm, insnaliga en büyük acilari veren kötülüklerden kurtulmak demektir; ücret köleliginden, sefaletten, toplumsal esitsizlikten, güvensizlikten, irk ayrimindan, savastan kurtulus demektir.

sosyalizm, gerçeklesmeyecek bir düs degilidir, toplumsal evrim sürecinde ileri bir adimdir. ve gerçeklesme zamani çok yaklasmistir

ALINTI EVRIMCININ SOSYALIZIM

Sosyalizim

Sosyalizm (ya da eski adiyla istirâkiyye- katilimcilik) diger bir anlamiyla Toplumculuk, iktidar ve üretim araçlarinin halk tarafindan kontrol edildigi bir toplum fikrine dayanan düsünce sistemidir. Bununla birlikte, sosyalizmin fiili anlami uygulamada zaman içinde degismistir. Siyasi bir terim olmasi nedeniyle, sinifsiz bir toplumun olusturulmasi amaciyla, devrim ya da toplumsal evrimle örgütlü bir emekçi sinif kurulmasiyla dogrudan baglantilidir. Sosyalizm, kökenlerini sanayilesme dönemindeki aydinlanma düsüncesinde dile getirilen siyasal ve sosyal esitlik isteginden almistir. Giderek artan bir sekilde modern demokrasilerde de sosyal reformlar üzerine yogunlasilmaya baslanmistir. Sosyalizm ve sosyalist terimi, bir dizi ideolojiye, bir ekonomik sisteme, varolmus yahut varolan bir devlete isaret edebilir.

Marksist teoride sosyalizm, kapitalizmin yerini alacak ve daha sonra sosyalist yapi kendiliginden söneceginden komünizme dönüsecek bir topluma isaret eder.Marksizm komünizmin teorik ve felsefi zemini, komünizm sosyalizmin ardili olarak gelisecek toplumsal sistemdir.

Terimin ilk kullanilisi 19. yüzyilin basina kadar gider. Ilk kez 1827’de Ingilterede, Robert Owen’in takipçilerini adlandirmak için kullanilmistir. Fransa’da, yine özgönderimsel olarak, 1832 yilinda l’Encyclopédie nouvelle’deki Saint-Simon, ardindan Pierre Leroux ve J. Regnaud’un fikirlerinin takipçisi olanlar için kullanilmistir. Kelimenin kullanimi hizli bir biçimde yayildi ve degisik zamanlarda ve yerlerde degisik sekillerde kullanildi. Farkli kisiler ve gruplar kendilerini sosyalist ve sosyalist karsiti olarak tanimladilar. Sosyalist gruplar arasinda büyük farkliliklar olmakla birlikte, neredeyse hepsi, toplumun seçkin bir azinligina hizmet etmektense halk çogunluguna hizmet eden bir iktisat bilimiyle birlikte, dayanisma prensiplerine göre isleyip, esitlikçi toplumu savunarak, sanayi ve tarim isçileriyle birlikte mücadele eden, 19. ve 20. yüzyila dayanan bir ortak tarihle baglandiklarini kabul edeceklerdir(Köksüzlük).
Konu basliklari
[gizle]

* 1 Ekonomik Sistem
* 2 Geçis Olarak Sosyalizm
* 3 Sosyalizm ve Karma Ekonomi
* 4 Ayrica bakiniz
* 5 Dis baglantilar

Ekonomik Sistem [degistir]

Ana baslik: Sosyalist Ekonomi

Ekonominin küçük bir aristokrat, zenginler sinifi ya da kapitalist bir sinif yerine genis kitlelerin yararina isletilmesi gerektigi savunan yönetim biçimidir. Sosyalizm düsüncesi ilk yükseldiginde, 19. yy.da, pek çok siyasi düsünce açikça seçkin siniflarin desteklenmesini savunuyordu. Bugün, açiktan açiga böyle bir destek ifadesi siyasî intiharla esanlamlidir. Bu nedenle ideolojiler artik, bir zamanlar yalnizca sosyalizm tarafindan savunulan büyük kitlelerin iyiligini istediklerini iddia ederler. Ancak bu ideolojiler zengin siniflarin mülkiyet hakkini hala savunurken, sosyalizm çalisan siniflarin haklarini dogrudan ilgilendiren meselelerin savunuculugunda basi çeker gibi görünmektedir.

Çogu sosyalist, sosyalizmin ekonominin demokratik kontrolünü gerektirdigini söylemekle birlikte, bu demokrasiye has kurumlar üzerinde ve kontrolün nerelerde merkezilesip nerelerde yayginlasacagi konusunda fikir ayriligindadirlar. Benzer sekilde, sosyalist ekonominin bir pazar anlayisi gütmesinin gerekliligi ve eger güdülecekse, bu pazar anlayisinin yalnizca tüketim mallarinda mi, yoksa bazi durumlarda üretim araçlarinin kendisinde de mi geçerli olup olmayacagi boyutunda da farklilasirlar. Çünkü üretim araçlari mevzubahis oldugunda, mesele ekonominin mülkiyeti ve kontrolü meselesidir.

Sosyalist olmayan birçok kisi, devlet himayesindeki merkezi ekonomik kontrolü ifade etmek için sosyalist ekonomi kelimesini kullanir.

Sosyalistler arasinda sosyalist ekonomide özel mülkiyete ait büyük sirketlerin olamayacagi konusunda genel bir fikir birligi vardir; büyük sirketlere dogrudan kendi isçilerinin sahip olmasi konusunda sosyalistler daha az anlasirlar. Kendini sosyalist addeden az sayida kisi arasinda, sosyalist oldugunu iddia eden Çin Komünist Partisi’nin bu tutumu yansittigini söyleyenler vardi. Öyle ki bu sirada Çin Ekonomik Reformu sürüyordu ve bu reform özel mülkiyete ait büyük sirketlerin pazar ekonomisindeki rekabetini destekleyen bir yapidaydi. Çin’in kapitalist ekonominin özüne kendini böyle adapte ettigi halde, iktidardaki partinin hala (anlamli bir sekilde) sosyalist oldugunu iddia etmesi, Çin’in içinde ve disinda birçok tartismalara yol açti.
Eski SSCB Bayragi

Eski Sovyetler Birligi’nin ve Dogu Bloku’nun ekonomileri hem sosyalistler, hem de sosyalist olmayanlar tarafindan sosyalist olarak nitelenir. Üretim araçlari neredeyse tamamen devlete aittir ve ekonomi ülke çapindaki Komünist Partisi tarafindan merkezi olarak idare edilir. Bununla birlikte, birçok sosyalist de buna karsi çikar; çünkü bu ülkelerdeki insanlarin devlet yönetimi üzerinde kontrolü olmadigi için ekonomi üzerinde de kontrolü olmadigini iddia ederler. Bu sosyalistler, ekonominin oligarsi olarak anilan, daha sonra devlet kapitalisti, Stalinist ya da bazi Troçkistlerin dedigi gibi “yozlasmis isçi devleti” de denilen zümre tarafindan kontrol edildigini iddia ederler. Troçkistler Stalinist ekonominin, sosyalist ekonominin sartlarindan birini yerine getirerek, ekonomiyi devlet kontrolü altina aldigini söylerler, ama onlara göre devletin isçiler tarafindan demokratik olarak kontrol edilmesi gerekliligi yerine getirilmemistir. Birçok sosyalist, bu iddianin genel hatlarina katilir ama ekonominin devlet tarafindan idare edilmesi gerektigi yönündeki düsüncenin gözden geçirilmesi gerektigini söylerler. Dahasi, birçok sosyalist Sovyetler Birligi ve ona destek veren devletlerin, siniflari ortadan kaldirmayi düsünürken, ekonomiyi kendi çikarlarina göre yönlendiren, en azindan yönlendirmeye çalisan yeni bir yönetici sinif ya da nomenklatura ortaya çikardiklarini iddia ederler.

Soguk Savas sirasinda Sovyetler Birligi ve ona destek veren devletler kendi ekonomilerinin “fiilen varolan sosyalizm” (varolan sosyalizm/gerçekten varolan sosyalizm) oldugunu öne sürdürler (herhalde varolan diger sosyalizm teorilerine karsin, kendi sosyalizmlerini savunmak için). Bu dönemde baskaca sik kullanilan bir diger terim de reel sosyalist/gerçek sosyalist terimiydi. Bu terimler, bu ülkeleri yöneten partilerin disinda olanlar tarafindan kullanildiklarinda genellikle tirnak içinde ve hafif bir ironiyle kullanildilar.
Geçis Olarak Sosyalizm [degistir]

Marksistler ve diger sosyalistler genellikle sosyalizm kelimesini yukarida açiklanan anlamlarda kullanmakla birlikte, bu kelimenin Marksist kullanilisinda baska bir özellik daha vardir. Karl Marx, tarihsel materyalizm açiklamasinda sosyalizmi toplumun kapitalizmden sonraki, komünizmden önceki asamasi olarak degerlendirir. Marx böyle bir toplumun nasil özellikler tasiyacagi konusunda net degildir fakat inancinda ve komünizme dogru dönüsürken, devrimci sosyalizmin kapitalizm üzerinde kazanacagi zaferde israrlidir.

Marks, analizlerinde 5 tane toplum biçimi saptamistir. Bunlardan ilki komünnal toplum, sonuncusu ise komünist toplumdur. Komünist toplum Marks’a göre ikiye ayrilir: sosyalist toplum ve komünizm. Iste sosyalist toplum, Marks’a göre komünizmin birinci evresi yani alt evresidir. Komünizm ise komünist toplumun üst ve son evresidir.

Marks, sosyalizmi var olan devlet formlarina artik ihtiyaç duyulmadigi, sinifsiz komünist topluma geçis asamasi olarak düsünür. Engels’e göre, sosyalizmin temsili demokrasisi ortadan kalkar ve yerine komünizmin dogrudan demokrasisi gelirken; ekonomik yasam özgürlük ve esitlik temeli üzerinde yeniden düzenlenecek, devlet herhangi bir devrime ihtiyaç duymaksizin kendi kendine sönümlenecektir. Bu sinifsiz, devletsiz toplumu nihai hedef olarak belirlerken, Marksist düsünce ve anarsizm benzesmektedir. Bununla birlikte, anarsistler devleti bir gecede yok etmek isterlerken, komünistler bunun giderek sönümlenen yavas ve asamali bir süreçte gerçeklesmesini beklerler.
Çin Halk Cumhuriyeti’nin Bayragi

Bu sosyalizm tanimlamasi özellikle Çin Halk Cumhuriyeti’nin resmi ideolojisinin anlasilmasi açisindan önemlidir. Çin Komünist Partisi sinif çatismasinin Çin’i zaten sosyal gelisimin sosyalist evresine ittigini iddia etmektedir. Bu yüzden ve Den Xiaoping’in olgulardan gerçegi olgulardan hareketle aramak teorisi nedeniyle, “çalisan” herhangi bir ekonomik sistem kendiliginden sosyalist bir politika olarak nitelenmektedir; bu nedenle “Çin Tipi Sosyalizm”in ne olduguna dair herhangi bir çerçeve çizilememektedir.

Alinti ( Vikipedi Ozgur ansiklopedi )

Kürtce Siir

Derwês Serhedî

Welatê me
Ew zozan û dest ê mene
Çiqas xwese welatê me
Zef xweyî û xwedanê xwe hene
Çiqas xwese welatê me…

Geh gotin ev der Medya’ye
Geh gotin Mezrabota’ye
Kes nabên Warê Kurdaye
Çiqas xwese welatê me…

Ev welat bê xwedî dîne
Çar Cîhî(bi) kerî kirine
Xet-sînor navê danîne
Çiqas xwese welatê me…

Ola Merasê

Anê, bavo, xalo, xangê birano
Ez je bîrnakim vî serê Merasê
Çi anîne serî me çêlikê gurano
Je bîrnakim anê serê Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Dunya bûye zindan, ro naçe avan
Zar û zêç serjêkirin le pês çavê bavan
Heta fasist kur biwin je herdu çavan
Je bîrnakim bavo ola Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Ola Merasê le dunyê bûye fîlim
Zar û zêc serjêkirin dîlim dîlim
Çi anîne serê mehla Yörükselîm
Je bîrnakim xangê, serê Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Le Merasê topbûn çêlikê guran
Dest avitne xangan le pês çavê biran
Qe em je bîrnakin heyfa mixtarê Xidiran
Je bîrnakim bira serê Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Topkirin se Bêltîzan û Cerîtan
Herderek sewitandin îtoxlu îtan
Pir dewrîmcî kustin Çeqalan û Fîtan
Je bîrnakim xalo ola Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

2
Siwaro bajo
Sîwaro bajo gundê hanê
Jîyane keyf-û xêre
Dunya milkê bavê kêye
Ha hatî, ha ê here…
Ber êvarê saz-û
barin
Jîyane, keyf-û xeyr’e
Mey-û araq kedeh(kase) li dorin
Ha hatî,ha ê here

Qîm’a min ji vê hêlê(hêlame) nayê…
Zeryê xwesik (li) taxa jorin…
Sîwaro bajo gundê hanê
Jîyane keyf-û xêre
Dunya milkê bavê kêye
Ha hatî, ha ê here…

Serê sibê sûk’a mezin
Jîyane,keyf-û xeyr’e
Ka wer em kisik bilîzin
Ha hatî,ha ê here
Esir hela me(bi) dawet’e
Gi bi govendê çergobezin…

Sîwaro bajo gundê hanê
Jîyane keyf-û xêre
Dunya milkê bavê kêye
Ha hatî, ha ê here…

Tera cigarekê vêxe
Jîyane,keyf-û xeyr’e
Çend qullapan peyhev lêxe
Jîyane,keyf-û xeyr’e
Dev bedre ji xemê(karê) dinê
Were rûnê çay’ekê wexwe…

Sîwaro bajo gundê hanê
Jîyane keyf-û xêre
Dunya milkê bavê kêye
Ha hatî, ha ê here…

Bo çi dikî derd-û xema?
Jîyane,keyf-û xeyr’e
Sûltan Süleymanra nema
Jîyane,keyf-û xeyr’e
Kal-û bav ême ka kune?
Bêje ka vê Dunê kî ma?

Sîwaro bajo gundê hanê
Jîyane keyf-û xêre
Dunya milkê bavê kêye
Ha hatî, ha ê here
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

3
Rizgar bû
Kisandin Al’a rengîn
Cîhanê kirin mizgîn
Pirozbe serfîrazî
Bijî hakîne jîhîn…

Rizgarbû ha rizgarbû
Welatê me rizgarbû
Xewnam(in)da bindest
nîbû
Welatê me rizgarbû…

Hev civîyan welat parêz
Mijûrbûn demek dirêj
Hanîn bîr sehîdên me
Wan rijand xwîn’a gevez…

Rizgarbû ha rizgarbû
Welatê me rizgarbû
Xewnam(in)da bindest
nîbû
Welatê me rizgarbû…

Zaza Kurmanc û Soran (Lor û Gor û Hewreman)
Mil dan hev girtin dîlan
Nema bakûr û basûr
Bû yek perçe KURDISTAN…

Rizgarbû ha rizgarbû
Welatê me rizgarbû
Xewnam(in)da bindest
nîbû
Welatê me rizgarbû…
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

3

Kurdistan î tu
Bi agir bi sewat tu xerab nabî
Tu warê sêrayî tu’ê tim hebî
Nabî xur’ê kedxwar,jehr’a merabî
(Nabî xur’ê kedxwar,wê jehr û merbî)

Zêristan’î tu,Gulistan î tu
War’ê kal û bavan KURDISTAN î tu…

Gelek qal û li ceng ji bot e çêbûn
Qebîl û ber hatin,bûn mêvan û çûn
Ew mêvanên dawîyê(ne) ewên jî herin

Seristan’î tu, Merdistan î tu
Ax’a kal û bavan KURDISTAN î tu…

Îskenderjî hajot demekê li serte
Tu parastin dil û can wan servanên te
Emjî nebîyê wanin,dimirin ji bo te

Semsistan’î tu, Xewnistan’î tu
Cîh’ê kal û bavan KURDISTAN’î tu…
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

4

Keçikê
Keçikê çûkê çûkê
Lê yeman keçikê
Bejin bilind emir piçûkê
Tew yeman keçikê
Tu rindika êl’a me’yî
Par qîzbû,îsal bûkê…

Hûrik hûrik xwe bamek
Lê yeman keçikê
Poz xizêm çevan kilmek
Tew yeman keçikê
Te xort gibi ser xwe bengîkir
Dilê kalan xerabmek…

Berfa çîyayê Sîpanê
Lê yeman keçikê
Werdega behra Wanê
Tew yeman keçikê
Tu nav keçikê gundê meda
Serkara bedewayî

Bejna te çiqas xwese
Lê yeman keçikê
Wek nergîza bi nexse
Tew yeman keçikê
Herdem pês mala mera
Kubar kubar xwe bamek
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

5
Holhola tesiyê
Holhola tesî tê (kulîyê) destê yarêda
Te(li) wetinê sêveke, çilka darêda
Îsal ez hîstim û çû mal’a mêrkir
Me(li) nîsan(sozek) dabû hev,çend sal berêda…

Min digo can,wê digo can,can can ez qurban
Gotinên mê sîrînbûn,bi hub’a dilan
Kê bawerdikirkî em’ê ji hev bibin
Dev ji me bernedan fesad û eban…
(Ketin dev rîyame)

Ka bêjin yarê’ra çima xwe saskir
Dest dida destê min,me(li) keyf û esq kir
Bo bîhna xwîdana min,xwest û min dayê
Destmal’a min cemê gello wê peçkir…

Ber derê bavê xwe pez dida bêrî
Ez derketim pêsîyê,me(li) hev nêhêrî
Min silav lêkir(bi) ken,wê awrî dan min
Go; ‘Derwês her qurban,ew çax buhurî’
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

6
Ez bardikim
Ez bardikim li vê dinê
Hatim dawîya vê hebûnê
Dunyake bose,betale
Emrê çû nayê cardinê…

Ku ma mal û milkê dunê
Kî pasta hat carek dinê
Mala mirinê xerabe
Qetand destê mêr û jinê

Eger mirin dora teye
Nabe heyfe,nabe zûye
Gelek xwe kur’û kewm dikin
Hey wax kû wî serê çûyî…

Ku ma mal û milkê dunê
Kî pasta hat carek dinê
Mala mirinê xerabe
Qetand destê mêr û jinê

Darbestek,gor û kefenek
Min bîr bînin salê carek
Bêjin DERWÊS evîndarbû(birîndarbû)
Evîndar’a wî neyarek(nezanek)…


Ku ma mal û milkê dunê
Kî pasta hat carek dinê
Mala mirinê xerabe
Qetand destê mêr û jinê
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

7

Evîndar çû
Kull-û derdim (bi) dil cîgerê
Birîn ma ax birîndar çû
Esq-û bengim seba yarê
Evîn ma ax evîndar çû…

Li min nema hêvî-û guman
Xwîn dibare herdû çevan
Dil bû xezal,yar nêçîrvan
Nêçîr ma ax nêçîrvan çû…

Lo DERWÊS’o va çi evîn
His (li)min nema,bûm har-û dîn
Tu xêyr nema li canê sîrîn
Las pê ma ax rih-û can çû…
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

8

Dayika Kurdan
Dayîka Kurdan tu dayîka min
Wan hêstira nebarîne

te sabe dijminê te
Weke hêstirê te bibîne…

Ewled’ê te sêr egîdin (Efatin)
Dayîka Kurdan tu dayîka min
Wek ez serda jî bêm kustin
Sînê meke tu ber dijmin…

Dayîka Kurdan tu dayîka min
Wan hêstira nebarîne

te sabe dijminê te
Weke hêstirê te bibîne…

Bi dengê zîz bistirê dîsa
Tu xema xwe neterbîne
Ew yek mîna zerg-û nîza
Wê dijmina bihelîne…

Dayîka Kurdan tu dayîka min
Wan hêstira nebarîne

te sabe dijminê te
Weke hêstirê te bibîne…
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

9
Can-î canan
Ça(wa) Çû can-î canana min
Rakir qetl-î fermana min
Bo çi hekîm,bo çi loqman
Ew’e derd-î dermana min…

Ew çû ez mame selpeze
Çev nabîne,dil dixwaze
Tu kesqedrê wê nizane
Yar’a mim delal-û naz’e…

Zor nazdare,bes li ba(li) min
Va derdê gewre wê da min
Dil xemî tê-û dehere
Bê wê çawa bê sebra min
Helbest û Muzîk: Derwês Serhedî

10WWW

« : 22. Temmuz 2007, 14:44:33 »

KILAMÊN JI HÊLA MERASÊ (Bazarcix û Albistan)

Ola Merasê

Anê, bavo, xalo, xangê birano
Ez je bîrnakim vî serê Merasê
Çi anîne serî me çêlikê gurano
Je bîrnakim anê serê Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Dunya bûye zindan, ro naçe avan
Zar û zêç serjêkirin le pês çavê bavan
Heta fasist kur biwin je herdu çavan
Je bîrnakim bavo ola Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Ola Merasê le dunyê bûye fîlim
Zar û zêc serjêkirin dîlim dîlim
Çi anîne serê mehla Yörükselîm
Je bîrnakim xangê, serê Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Le Merasê topbûn çêlikê guran
Dest avitne xangan le pês çavê biran
Qe em je bîrnakin heyfa mixtarê Xidiran
Je bîrnakim bira serê Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Topkirin se Bêltîzan û Cerîtan
Herderek sewitandin îtoxlu îtan
Pir dewrîmcî kustin Çeqalan û Fîtan
Je bîrnakim xalo ola Merasê
Merasê Merasê, zalim Merasê
Em lê nekenîn, ne berê ne pasê

Meyrik

Meyrika minê nexwes e nale nale.
Oy ezî nizanim ku ev çi derd e ev çi hal e.
Oy felek kûr be mala te bisewite.
Meyrika minê hêne vê miraze ingê bîst sal e
Lê rabe, were were
Tu memire ez bimirim

Oy malno cîrano werin Meyrika minê nexwes e.
Têyla minê nale nale ê xwin vederese.
Oy dilo tu le rêkê Qisix mere.
Gotin meyrika te birin ê le xestexana Meras e
Lê rabe, were were
Tu memire ez bimirim

Oy Meyrika minê sîyar kirin le ber Dukana Kalê .
Lê lê felek malxirabê hên Meyrikê nediran fîstanê ralê.
Oy dilo ro nediyo tu le rêkê Qisix mere.
Gotin Meyrika te birin le rêka yaxza Odunsalê
Lê rabe, were were
Tu memire ez bimirim

Oy ezê herim Meyrikê xwe bibînim.
Ezê le hêlê serî rûnim Meyrikê xwe neterkînim.
Lo lo mal avano Meyrikê min teslîma min kin.
K?ez beme doxtoran mîna carekê nabînim.
Lê rabe, were were
Tu memire ez bimirim

Lê lê felek te je Meyrikê min xêr e
Oy ez le yaylan namînim ezê herme Bazarcixa jêri.
Oy min Meyrika xwe doxtor be doxtor gerand.
Gotin dermanê xwe tune derdî xwe qansêr e.
Lê rabe, were were
Tu memire ez bimirim

11Memedalî

Lo lo, lo lo Memedalî
Xang be derdê te pir nalî
Çavê dijminan birijin
Ku tu kirin e vî halî
Lo lo lawo Memedalî
Tu gencî bîst û pênc salî
Xang je derdê te denalî
Were lawo Memedalî

Kincê Lêwik nesustin e
Hevalan je xwe hîstin e
Xeberdaran xeber anîn
Ku Memedalî kustin e
Lo lo lawo Memedalî
Tu gencî bîst û pênc salî
Xang je derdê te denalî
Were lawo Memedalî
Moyrê singê lêwik vekin
Porî serî lêwik sekin
Je hevalê lêwik ra biwên
Mîna lêwik je bîrnekin
Lo lo lawo Memedalî
Tu gencî bîst û pênc salî
Xang je derdê te denalî
Were lawo Memedalî

Hespî lêwik bene avê
Biksînin kolanî navê
Kî debê çi bira biwê
Law nagiri sûna bavê
Lo lo lawo Memedalî
Tu gencî bîst û pênc salî
Xang je derdê te denalî
Were lawo Memedalî

Asiq Fedaî:
Di de

Kürt Erkek Isimleri

AFRAN AFRÎN AGAH AGIR AGIRÎ
AJAR AJENG AKAM AKRÊ ALAN
ALAZ ALWAN AMANC AMED AMÊDÎ
AMOJGAR AMÛD ARAN ARARAT ARAS
ARAZ ARDAN ARDELAN ARDÎ ARÊZ
ARHAT ARÎ ARIYAN ARMANC ARTÛ·
ARÛN ARÛNG ASAN ASIN ASO
ASOS A·ID A·INA A·TI A·TÎ
ASTÛ AVA AVAN AVDAR AVDEL
AVDÎ AVÎ AV·ÎN AVZÊL AWAR
AWARE AWDEL AWDIL AWEDAN AWIR
AXA AZA AZAD AZÎ AZWER
BABÎR BABÛR BAÇÎN BAD BADIL
BADÎN BADO BAGER BAGERD BAGIR
BAGOK BAHA BAHO BAHOZ BAJEN
BAKÛR BALA BALABAN BALBER BALDAR
BALÎ BALÎXAN BANGÎN BANÎ BAPÎR
BARAM BARAN BARAW BARE· BARGIRAN
BARÎ BARNAS BARSAZ BARZAN BASAM
BA·IN BAWAN BAWER BAWERD BAXEWAN
BAYIZ BAZ BAZAN BAZÎ BAZÎT
BAZIYAN BAZO BAZYAN BÊBAK BÊBA·
BÊCAN BÊDAD BÊDAR BÊDENG BEDLÎS
BEHAT BÊHAWTA BEHDÎN BEHÊZ BEHÎ
BEHMEN BEHO· BEHRAM BEHREMEND BEHWAN
BÊJEN BÊJEWAN BEJNDAR BEJNO BÊKES
BÊLAN BELÊN BELENGAZ BÊMAL BEMO
BÊNAV BÊNAW BENDEWAR BENDÎ BENDO
BÊNEWA BENG BENGÎN BERBEST BEREVAN
BERÊZ BERFAN BERHEM BERHEV BERHEVDAR
BERKAR BERKEN BERNAS BERPA BERPAL
BÊRTÎ BERWAN BERWAR BERXO BERXWEDAN
BERZ BERZAN BERZENC BERZEND BERZO
BESAM BÊSARAN BE·AT BESTÎ BÊWAR
BEXTEWAR BEXTIYAR BEYANÎ BEYAR BEYAR
BIJAR BIJÛN BIJWÊN BINAR BINAV
BINYAT BIRADOST BÎRDAR BÎRHAT BIRÎNDAR
BIRÛSK BIRYAR BIRZO BIYAN BIZAN
BOTAN BOZO BÛBAN CANGO CANO
CEGER CEJNÎ ÇEKAN ÇEKDAR ÇEKO
ÇELEK CEMBELÎ ÇÊNER CENGÎ CENGO
ÇETO ÇETO CIGERXÎN CÎGERXWÎN CÎHAN
ÇILDAR ÇIRA ÇIRÛSK CIWAN ÇIYA
COBAN COMERD COTKAR COTYAR CÛDÎ
DABAN DADYAR DAGER DANA DANER
DARA DARAN DÊBER DENGDAR DERAV
DERBEST DERSIM DERWÊ· DEZA DÎDEM
DIJLE DIJWAR DILAWER DILBIRÎN DILCIWAN
DILDAR DILÊR DILÊR DILGER DILGE·
DILJEN DILO DILODÎN DIL·AD DIL·AD
DÎMEN DIYADÎN DIYAKO DIYAR DIYARÎ
EFO EGÎT ELIND ELWAND ERDEHAN
ERDELAN ERDEM EREZ ESPAR EVÎNDAR
EVRAZ EYAZ FERHAT FERMAN FERO
FILÎT FIRYA GARE GAZÎN GELÎ
GERDÎN GERDÛN GHERÎB GORAN HANA
HANÎS HAWAR HAWRAMA HAWRÊ HAWRÊ
HAYDAR HAZO HÊJA HEJAR HEJAR
HEKAR HÊMEN HEMRE· HERDEM HÊRI·
HEVAL HEVGIN HEWAL HEWAR HEWDEM
HEWRÊ HEWREMAN HEZO HILKAR HINDIRÎN
HI·YAR HÎWA HOYBÛN HUGIR HUNER
HUNERMEND JÊHAT JÎNDAR JÎNO JÎR
JIWAN JÎWAN KAJAW KAJÎN KAMÎRAN
KARDOX KARDUX KARMEND KARSAZ KARWAN
KARZA KARZAN KAWA KAWAR KAWE
KEJO KEKAN KEKO KENDAL KESRA
KEVÎR KEYA KEYO KEZÊBAN KÎKA
KOBAN KOÇBER KOÇER KOSRET KOYO
KUMAR KURDU KUVAN LAWÎN LÊZAN
LEZGÎN LOLAN LORAN MAKO MAZÎN
MÊHVAN MEM MEM MEMU MERDAN
MERDEM MERDO MERGEWER MERÎWAN MERTAL
MERWAN MÊRXAS METÎN MEZDAR MILET
MÎR MÎRHEM MÎRKO MÎRZA MÛNZIR
NALÎ NALÎN NARÎ NASO NASRAW
NAVDA NAVDAR NAVÎN NEBEZ NEBEZ
NÊÇÎRVAN NEDYAR NEMRÛT NE·WAN NEWROZ
NÎBAR NÎHAD NIJDAR NÎYAZ OLAN
PALAN PALDAR PALE PALÎN PANKÎSAR
PARAW PARÊZ PAWAN PAYAN PAYEDAR
PÊDVÎ PEJAN PELEWAN PERWER POLA
POLAN RABER RAGIR RAJAN RAJO
RAMAN RANGAR RÊBAZ REBEN RÊBEND
RÊBER RÊDAN RÊDÎR RÊKAN RÊKEWT
REMAN RÊNAS RESWAN RÊVING REWAN
REWEZ RÊZAN RÊZAN RINDO RISTEM
RIZGAN RIZGAR RODÎ ROHAT ROJAN
ROJDAR ROJEN ROJHAT ROJKO ROJWAN
ROJYAR RONAS RONGA RONÎ RO·AN
ROSTEM RUBAD RÛBAR RUÎBAR RÛ·EN
SALAR SAMAL SAMAN SANAW SAZAN
SEFÎN SENGER SEPAN SERAW SERBAZ
SERBEST SERBEST SERBILIND SERDAR SERDAR
SERDE·T SERFIRAZ SERGER SERGEWAZ SERHAT
SERHENG SERHING SERHING SERIYAS SERKAR
SERKAR SERKEFT SERMEND SERTAN SERWER
SERXWEBUN SEYWAN SÎDAR SILÎVÎ SIMIKO
SIMKU SÎPAN SÎRWAN SIYABEND SÎYAR
SORAN SORAW SPÎNDAR ·ABAL ·ADMAN
·AHÎN ·AXAN ·ÊREFXAN ·ERVAN ·ERWAN
·ÊRZAT ·EVDER ·ÎNWAR ·IRWAN ·IVAN
SURAN TAJDÎN TALAN TEWRAN TÎRÊJ
TÎRVAN TOMAR VEHÊL VEJEN VÎNDAR
WARHÊL WELAT WERZAN XEBAT XELAT
XEMGÎN XEMU XERDEL XERZAN XÎZAN
XORTO XOZAN YADGAR ZAMO ZANA
ZANYAR ZAR ZARAV ZARGO ZARÎ
ZAXO ZAZA ZÊDAN ZÊMAR ZEND
ZENDÎN ZENDO ZENGÎ ZENGO ZERDE·T
ZERDO ZÊREVAN ZÊWER ZINAR ZÎREK
ZÎVER ZORAN ZORAV ZORO